Press ESC to close

Yağmura Rağmen Vazgeçmeyenler; Alıç Yaylası’ndan Sansarak Kanyonu’na Uzanan Bir Hafta Sonu

Yağmurun planları değiştirdiği, dostluğun ise her şeyi güzelleştirdiği iki günlük Alıç Yaylası Kampı ve Sansarak Kanyonu maceramız; doğanın, dayanışmanın ve paylaşmanın unutulmaz bir hikâyesine dönüştü.

“Doğa, insana sadece manzara sunmaz; sabrı, dayanışmayı ve paylaşmayı da öğretir.”

Bazı etkinlikler planlandığı gibi ilerler. Bazıları ise daha ilk adımda size şunu hatırlatır; Doğada son sözü her zaman insan değil, doğanın kendisi söyler. İşte Alıç Yaylası Kampı ve Sansarak Kanyonu yürüyüşü de bize bunu bir kez daha gösterdi.

İlk planımız tüm ekiple servis aracıyla bölgeye ulaşmaktı. Ancak kamp ekipmanlarının fazlalığı ve arkadaşlarımızın kendi araçlarıyla gelme isteği üzerine planımızı değiştirdik. Doğada en önemli şeylerden biri şartlara uyum sağlamaktır. Biz de bunu yaparak herkesin kendi aracıyla katıldığı daha özgür bir organizasyona dönüştürdük etkinliğimizi.

Biz birkaç arkadaş, bir gece önceden Bursa’nın Elmalı Köyü’ne bağlı, yıllardır defalarca kamp yaptığım Alıç Yaylası’na ulaştık. Gecenin sessizliğinde çadırlarımızı kurduk. Şehir hayatının gürültüsünden uzakta, yalnızca rüzgârın ve doğanın sesini dinleyerek uykuya daldık. Sabah ise yemyeşil bir yaylada, tertemiz havanın içinde gözlerimizi açmanın huzurunu yaşadık.

Cumartesi günü ekibimiz İstanbul’dan hareket ederek öğle saatlerinde kamp alanına ulaştı. Çadırlarımız kurulurken sisle gelen kapalı hava kısa süre içinde yerini kuvvetli bir yağmura bıraktı. Bazı arkadaşlarımızın çadırları bu şartlara uygun değildi; kimimiz hazırlıksız yakalandık, kimimiz ise ekipmanlarımızı gerçek anlamda test etme fırsatı bulduk.

Ama doğa bize bir kez daha önemli bir ders verdi.

“Yağmur yalnızca hazırlığımızı sınadı; moralimizi değil.”

Hiç kimse vazgeçmedi. Kimse “Geri dönelim.” demedi. Yağmurun dinmesini bekledik, birbirimize destek olduk ve eksiklerimizi birlikte tamamladık. O an bir kez daha gördük ki doğada en güçlü ekip, en iyi ekipmanlara sahip olan değil; birbirinin yanında duran ekip oluyor.

Akşam saatlerine doğru yağmur hafifledi. Bir grup arkadaşımızla ormanın içinde kısa ama unutulmaz bir gece yürüyüşü yaptık. Karanlığın içinde atılan her adım, doğaya duyulan güveni biraz daha artırıyordu. Kamp alanına döndüğümüzde ise gecenin geri kalanını ateş başında sohbet ederek ve büyük çadırda oyunlar oynayarak geçirdik. Kahkahaların yükseldiği, dostlukların güçlendiği çok güzel bir geceydi.


Kampın Kalbine Dokunan İnsanlar

Bu etkinlikte özellikle teşekkür etmek istediğim iki güzel insan var.

Şaziye Abla ve Mehmet Abi…

Sungur Ailesi, bu kampın sadece emek verenleri değil; herkesin hayranlıkla izlediği, varlığıyla güven veren güzel insanlarıydı. Verdikleri emek gözle görülüyor, hissettirdikleri samimiyet ise herkesin yüreğine dokunuyordu.

Yirmi beş kişilik grubun adeta anne ve babası oldular. Hazırladıkları ikramlardan eksiklerimizi tamamlamaya kadar her ayrıntıyla ilgilendiler. Bizleri rahat ettirmek, eksiklerimizi tamamlamak ve herkesin keyifli bir kamp geçirmesini sağlamak için büyük bir özveriyle emek verdiler.

Kendilerine şahsım ve tüm ekip adına gönülden teşekkür ediyorum.

Böyle insanlar, bir topluluğu yalnızca kalabalık olmaktan çıkarmaz; onu gerçek bir aileye dönüştürür.


Pazar sabahı ise bizi bambaşka bir manzara karşıladı. Yağmur gitmiş, gökyüzü açılmış, yayla tertemiz bir sabaha uyanmıştı. Güzel bir kahvaltının ardından çadırlarımızı topladık. Ardımızda tek bir çöp bırakmadan kamp alanını temizledik. Sadece kendi atıklarımızı değil, bizden önce bırakılmış çöpleri de toplayarak doğaya karşı sorumluluğumuzu yerine getirdik.

Çünkü inanıyoruz ki bu yaylalar, bu ormanlar ve bu dereler yalnızca bizim değil; bizden sonra gelecek nesillerin de emaneti.

“Doğaya misafir olarak gideriz; ardımızda yalnızca ayak izlerimizi bırakır, yanımıza ise sadece güzel anılarımızı alırız.”

Kamp alanından ayrıldıktan sonra yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki Sansarak Kanyonu’na ulaştık. Kanyon yürüyüşüne katılmak isteyen arkadaşlarımız hazırlıklarını yaparken, yürüyüşe katılmayacak olan arkadaşlarımız ise dere kenarında sandalyelerini kurarak doğanın tadını çıkarmayı tercih etti. Böylece herkes kendisini en mutlu hissedeceği şekilde bu güzel günü değerlendirme fırsatı buldu.

Biz ise buz gibi akan suyun içine adım atarak kanyonun büyüleyici atmosferine girdik. Yer yer zorlaşan geçişlerde birbirimize uzattığımız eller, verdiğimiz destek ve hiç eksilmeyen takım ruhumuz yürüyüşün en güzel tarafıydı. Sansarak Kanyonu yalnızca doğal güzelliğiyle değil, birlikte hareket etmenin ve güven duygusunun önemini de bize yeniden hatırlattı.

Yürüyüşümüzü tamamladıktan sonra dere kenarında bizi bekleyen arkadaşlarımızın yanına döndük. Günün en güzel sürprizlerinden biri ise dönüş yolunda yaşandı. Karşılaştığımız bir köylü ağabeyin, bizleri kamyonetinin kasasına davet etmesi hafta sonunun en samimi anlarından biri oldu. Anadolu insanının sıcaklığı ve misafirperverliği, doğanın güzelliğiyle birleşince bu etkinlik hafızalarımıza unutulmayacak bir anı olarak kazındı.

Hafta sonu boyunca eksiklerimiz oldu.

Yağmur yağdı.

Çadırlarımız sınandı.

Planlarımız değişti.

Ama hiçbirinden şikâyet etmedik.

Çünkü bazen en güzel hikâyeler, planlandığı gibi gitmeyen günlerde yazılır.

Biz sadece yürüyüş yapmıyoruz. Doğaya saygıyı, paylaşmayı, birlikte üretmeyi ve dayanışmayı da öğreniyoruz. Her etkinlik bize yeni bir şey katıyor; bazen hazırlıklı olmanın önemini, bazen ekipmanlarımızı geliştirmemiz gerektiğini, bazen de bir dostun omzunun en iyi ekipmandan çok daha değerli olduğunu…

Yeni katılan arkadaşlarımızın enerjisi, eski dostlarımızın tecrübesi ve hepimizin ortak doğa sevgisiyle bu aile her geçen gün biraz daha büyüyor.

Zinde Yaşam Derneği çatısı altında büyüyen Zinde Trekking, yalnızca yürüyüşler düzenleyen bir topluluk değil; dostlukların kurulduğu, dayanışmanın güçlendiği ve doğaya duyulan sevginin her etkinlikte yeniden filizlendiği büyük bir ailedir.

Önümüzde keşfedilecek nice patikalar, kurulacak nice kamplar ve birlikte yazılacak daha nice hikâyeler var.

Her rota geride yeni izler bırakıyor. Kimi zaman çamura basıyoruz, kimi zaman buz gibi suların içinden geçiyoruz, kimi zaman yağmur altında ıslanıyoruz. Ama her seferinde yanımıza biraz daha fazla dostluk, biraz daha fazla tecrübe ve unutulmayacak anılar alıyoruz.

“İnsan bazen kilometrelerce yol yürür; ama aslında en büyük yolculuğu kendi içinde yapar. Doğa ise bu yolculuğun en güzel rehberidir.”

Biz de bu rehberin izinde yürümeye, paylaşmaya ve keşfetmeye devam edeceğiz.

Bir sonraki rotada görüşmek üzere… Doğada buluşalım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir