Press ESC to close

Bu Benim Hikâyem… Ve Hikâye Hâlâ Devam Ediyor

Hayat bazen aynı yolu defalarca yürütür insana. Ama her yürüyüşte aynı kişi olmazsın.

Yıllar önce ilk kez bir doğa yürüyüşüne çıktığım gün ile bugün arasında sadece geçen zaman yok. Binlerce kilometre, yüzlerce etkinlik, sayısını hatırlayamadığım kadar çok insan, sayısız anı ve bana çok şey öğreten uzun bir yolculuk var.

Bu yolculuk boyunca doğa benim için hiçbir zaman yalnızca ağaçların arasında yürümek olmadı.

Doğa; insanı tanımak, güven inşa etmek, sorumluluk almak ve bazen de kendini yeniden keşfetmek demekti.

Bugün geriye dönüp baktığımda, hayatımın en kıymetli emeklerinden ikisinin Rota Gezi Kulübü ve Albatros Doğa Sporları ve Dağcılık Kulübü olduğunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

İkisini de büyük bir heyecanla kurdum.

Emek verdim.

Büyüttüm.

Hayatımın önemli bir bölümünü onlara adadım.

Özellikle Rota Gezi Kulübü…

Tam on iki yıl boyunca binlerce insanla aynı patikalarda yürüdük. Sabahın ilk ışığında otobüslerin hareket ettiği günler de oldu, gecenin ilerleyen saatlerinde yorgun ama mutlu döndüğümüz yolculuklar da… Sayısız etkinlik, binlerce katılımcı ve unutulmayacak dostluklar…

Bugün dönüp baktığımda şunu söylemekten çekinmiyorum;

Rota da, Albatros da benim çocuklarımdı.

Bir fikrin doğup büyümesine, gelişmesine ve insanların hayatına dokunmasına şahit olmak tarif edilmesi kolay bir duygu değil.

Belki de bu yüzden o yılların bende bıraktığı iz hiçbir zaman silinmeyecek.

Hayat ise insanı bazen hiç hesaplamadığı yerlere götürüyor.

Bugün artık Zinde Yaşam Derneği çatısı altında, Zinde Trekking ekibinin bir ekip lideriyim.

Ne kurucusuyum…

Ne başkanı…

Ne de tek karar vereni…

Sadece ekibin bir parçasıyım.

İlginç olan ise şu…

Yıllar boyunca büyük organizasyonlar yönettim, binlerce insanla aynı yolu yürüdüm. Fakat bugün, sadece bir ekip lideri olarak hissettiğim manevi değer, birçok şeyin önüne geçiyor.

Çünkü artık anlıyorum ki insanı mutlu eden şey unvanlar değilmiş.

İnsanların gönlünde bıraktığı izmiş.

Her etkinliğin ardından gelen mesajları okurken bunu bir kez daha hissediyorum.

“Seninle yürümek güven veriyor.”

“İyi ki katılmışız.”

“Bir sonraki etkinliği sabırsızlıkla bekliyoruz.”

Belki dışarıdan bakıldığında bunlar birkaç cümleden ibaret görünebilir.

Ama yıllarını doğa yürüyüşlerine vermiş biri için bunlar alınabilecek en değerli teşekkürdür.

Çünkü doğada güven, bir günde kazanılmaz.

İnsanlar size yollarını, zamanlarını ve bazen de korkularını emanet eder.

Bu emanete layık görüldüğünüzü hissetmek ise bütün yorgunluğunuzu unutturur.

Sanırım beni en çok mutlu eden de bu.

Bir başka mutluluğum ise Zinde Trekking ailesinin oluşturduğu kültür.

Birbirine saygı duyan insanlar…

Doğaya saygı duyan insanlar…

Paylaşmayı bilen insanlar…

İşte insan, kendini böyle bir topluluğun içinde gerçekten ait hissediyor.

Uzun zamandır her fırsatta söylediğim bir söz var:

Aslolan Zinde’dir.

Bu cümleyi söylerken hiçbir zaman sadece bir ismi kastetmedim.

Benim için “Zinde”; doğaya duyulan saygıyı, birbirine güvenen insanları, samimiyeti, paylaşmayı ve birlikte yürümenin güzelliğini ifade ediyor.

Bugün bunu sadece söylüyor değilim.

Her etkinlikte yeniden yaşıyorum.

Geçmişime baktığımda içimde büyük bir minnet var.

Rota Gezi Kulübü olmasaydı bugün ben olmazdım.

Albatros olmasaydı birçok deneyimi yaşayamazdım.

Onlar bu hikâyenin en değerli sayfalarıydı.

Bugün ise yeni sayfalar yazılıyor.

Belki daha sakin…

Belki daha olgun…

Ama bir o kadar da anlamlı.

İnsan yıllar geçtikçe şunu öğreniyor;

Bazen en büyük mutluluk, en önde yürümek değildir.

Doğru insanlarla aynı yolda yürüyebilmektir.

Ben bugün tam olarak bunu hissediyorum.

Ve içimden geçen tek cümle şu:

Bu benim hikâyem…

Ve hikâye hâlâ devam ediyor…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir