Neresinden bakarsan bak hikâyenin en başı aidiyet duygusuna dayanır. Zinde ile tanışmak ve sonrasında geçen süreç tüm bu duyguları yaşamama sebep oldu. Bugün bir parçası olmaktan gurur duyduğum zinde ile yeni bir soluk, yeni heyecan ve yeni bir hikâyenin ilk adımlarını attık.
‘’Her ne kadar son yüzyılda şehirlere hapsolduysak da, binlerce yıllık evrimimiz doğanın bağrında geçti. Doğa yürüyüşünün insanın rutin bir faaliyeti olduğunu biz unuttuk, ama genlerimiz unutmadı.’’
Doğa ile ilgili birçok yazımda hep bu cümleleri kullanırım.
Yaklaşık bir ay önce planlayıp programımıza aldığımız doğa yürüyüşü etkinliğimizin ilk durağını erikli yaylası ve çifte şelaleler olarak seçtik. Doğaya ilk adımlarımızı atacağımız parkurun ilkbahar tadında olması ise ayrı bir heyecan vericiydi. Doğanın uyanışına tanık olmak, kış mevsiminin ardından açan bahar çiçekleri arasında yürümek gerçekten ilk adım için güzel olacaktı. Tarihi 12 Nisan olarak belirlemiş ve katılımcı arkadaşlarımızı bu doğrultuda bilgilendirdik.
Ülkemizde mevsim normallerinin üzerinde gelişen soğuk hava dalgası ve etkili yağışlar sebebiyle etkinliğimizi bir hafta sonrasına erteleme durumunda kaldık.
İyi ki böyle bir karar almışız…

Zinde yaşam derneği her ne kadar dışarıdan bir koşu kulübü gibi görünse de içine girdiğinizde böyle olmadığını çok daha fazlası olduğunu görebilirsiniz. Özellikle sokak hayvanlarına verilen desteği ile bence ayakta alkışlanacak işlere imza atıyor Zinde.
Bizde bu bayrağı bir adım öteye taşımak için Zinde Trekking ismiyle yeni bir oluşumun ilk startını verip meşalesini yaktık.
Havaların normale dönmesiyle birlikte 19 Nisan Cumartesi sabahı otuz beş kişilik doğasever ile yola çıktık. İstanbul’un Avrupa yakası ve Anadolu yakasından katılımcılar ile birlikte Yalova’nın Çınarcık ilçesinde bulunan Teşvikiye köyü kahvesinde buluştuk.
Güne serin ve sisli bir havayla başladık.
Köy kahvesinde verdiğimiz yarım saatlik bir molada atıştırmalıklar ve yudumladığımız sıcak çaylarımızla karnımızı doyurduk. Buradan yürüyüşün başlayacağı noktaya servis araçlarımızla yaklaşık 40 dakikalık bir yolculuk gerçekleştirdik. Katılımcı arkadaşlarımız her ne kadar havanın sisli ve serin olmasından pek memnun gibi görünmeseler de bunu hissettirmemeye çalışıyordu. 🙂
Tam bu esnada sislerin ardından kendini gösteren güneş, havanın bir anda ısınmasına yol açtı. Oysa güneşin bile kıskandığı Zindenin sarı rengi çoktan kendi güneşini açmıştı bile.
Yeşile dönmüş ağaç yaprakları arasında geçen araç yolculuğumuz burada bitmişti.
Hadi arkadaşlar iniyoruz…
Kuş seslerinin yarattığı akustik melodi ormanın büyüsü ile çoktan buluşmuş, doğanın uyanışı ve kendini yenilemesi, kuşların ormanlara dönüşüyle taçlanmıştı.
Bizde yürüyüşe tam olarak bu noktada başladık. Önce fotoğraf çekmek ve anı ölümsüzleştirmek adına ilk önce çifte şelaleler bölgesine ulaştık. Burada verdiğimiz serbest zaman diliminde herkes şehir kalabalığından uzakta olmanın keyfini çıkarıyordu. Bir yandan şelale sesi, diğer yandan bize hoş geldin diyen kuş sesleri güne zinde başlamamıza sebep olmuştu.
Burada geçen süreden sonra artık ormanın kalbine girmenin vakti gelmişti. Ekibe bilgilendirme konuşmasını yaptıktan sonra Zinde Trekking olarak doğaya ilk adımlarımızı atmaya başladık.

Belirlediğimiz rota doğrultusunda ilerlerken kimi zaman dere kenarından, kimi zaman dar geçişlerden ve tamamı orman içi patikalardan oluşan yeşil yolculuğumuz keyifli ve neşeli geçiyordu. Bu gibi etkinliklerde en önemli konu ekibin uyumudur. Katılımcı ekibin neşesi günün daha güzel geçmesi için çok önemlidir. Biz bu konuda tüm şansımızı bence Zinde isminden alıyoruz. Enerjisi ve güler yüzü ile tüm katılımcılar günün daha güzel geçmesine sebep oluyordu.
Ara ara verdiğimiz molalarda onlara hep şunu söyledim;
‘’Bugün burada olan herkes bence çok şanslı, sebebi ise yeni bir oluşumun ilk adımları sizlerle atıldı. Bugün vereceğimiz her fotoğraf yarınlar için çok önemli. Burada olmak gerçekten çok önemli, yarın burada oluruz olmayız ama bir gün Zinde Trekking büyüdüğünde başarıdan başarıya koştuğunda bugün ki verdiğimiz fotoğrafı aklınıza getireceksiniz. O yüzden bu güzel yolculuğun ilk adımlarını burada beraber atıyor olmak gerçekten gurur verici bir duygu.’’
“İnsanın hayatında en önemli yolculuk, kendine doğru yaptığı yolculuktur.” demiş – Carl Jung

Bizde bu güzel sözün hakkını ormanın derinliklerinde yaptığımız yolculukta kendimize hediye ederek verdik.
Doğanın uyanışına tanıklık ederek geride bıraktığımız yolculuğumuzda ekip ile birlikte anın tadını çıkartıyor doğaya sadece ayak izlerimizi bırakıyorduk. Önce bir birey olarak doğaya ve doğada yaşayan canlı varlıklara sorumluluklarımızı yerine getirmeye çalıştık. Her ne kadar toplum olarak bu konularda geride olsak da, Zindenin o değerli sloganını hatırlatmak isterim; ‘’Saygılı ve sağlıklı yaşam’’ unutmayın ki, doğa da misafir olan bizleriz onlar değil. Yani demem o ki, doğa da olmanız gerekenden daha fazla saygılı olmanız gerekiyor. Bu büyülü manzarayı daha çok yaşamak ve gelecekteki nesillerinde görmesini ve yaşamasını istiyorsak her zamankinden daha hassas olmalıyız.

İşte bu bilinçle tüm gün beraber vakit geçirdiğimiz her bir arkadaşımızın hassasiyetine yerinde şahit oldum. Bu yolculuğun içinde parkurda onlara eşlik edebilme şerefini bana layık gören Zinde Yaşam Derneği’nin değerli başkanı Salih Boz’a ve yönetimindeki bir birinden değerli her bir isime ayrı ayrı teşekkür ederim. Ayrıca organizasyonun kusursuz işlemesinde büyük emek harcayan sevgili Selda Şengün’e de ayrı bir parantez açmak gerekiyor…
Doğa iyileştirir felsefesi ile yeni bir oluşumun ilk startını büyük bir keyif ve coşkuyla 10 km’lik yürüyüşle tamamladık. Nice güzel yolların ve yarınların olsun Zinde Trekking.
Unutmayın; her şey bir adımlar başlar…


Bir yanıt yazın