Bir Sonbahar, Bir İtiraf, Bir Bağ Kurma Hikâyesi
Sonbahar, doğanın hatırlamayı en çok istediği mevsimdir.
Ağaçlar sarıya dönerken insanın içi de yavaş yavaş kendine döner.
Rüzgâr sessizdir, renkler dingindir… ve zaman ilerlemek yerine durmayı teklif eder.
Özellikle Kasım’ın ilk haftası Yedigöller’de bu durum çok daha belirgindir.
Göllerin üzerinde ince bir sis dolaşır, patikalar yapraklarla kaplanır, turuncunun bin tonu aynı manzarada yan yana durur.
Her adımda insanın içi biraz daha yumuşar, biraz daha sessizleşir.
O dönem ne telefonlarımız bugünkü gibiydi,
ne sinyal vardı,
ne konum…
Doğada kaybolmamak için birbirine güvenmek gerekiyordu.
Toplanma noktaları sözle belirlenirdi.
Saatler gözle tutulurdu.
Ve herkes gerçekten herkese emanet olurdu.
Sabahın Başı: Her Şey Yolundaydı
6 Kasım 2016 sabahı Yedigöller’e böyle indik.
Rota Gezi Kulübü dönemiydi.
Yaklaşık 90 kişilik kalabalık bir ekip…
Hava soğuktu, nefesler buğuluydu, içler heyecanlıydı.
Ben her zamanki gibi topluluğun önünde bilgilendirmeyi yaptım:
“Saat 12:00’de tam burada, otobüslerin yanında buluşuyoruz.
Sonra Gölcük’e geçip mangal yapacağız.
Sözleştiğimiz noktayı unutmayalım.”
Herkes “Tamam” dedi.
Ve sonra doğa… bizi nazikçe dağıttı.
12:00 – Eksik Var
Saat 12:00 oldu.
12:20…
12:50…
Ve 23 kişi yok.
Üstelik kaybolanların arasında tecrübeli olanlar da var.
Yıllardır yanımda yürüyenler…
“Biz hallederiz” diyenler…
Onların peşinden de ilk kez katılanlar gitmiş tabii.
Çünkü insan, doğada güvendiğini takip eder.
Otobüste açlık var, gecikme var, gerilim yükseliyor.
Benim içimde ise çok net bir cümle:
“Bu sadece kaybolan 23 kişi meselesi değil.
Bu, grubun ruhunu koruma sınavı.”
Liderlik, öfkeyle değil soğukkanlılıkla belli olur.
Ve Karşımıza Çıktılar…
Beklemek yetmeyince dönüş yoluna düştük.
Belki karşımıza çıkarlar diye.
Yaklaşık 12–13 kilometre sonra küçük bir ahşap kulübe…
İçeride soba yanıyor.
Ve sobanın etrafında bizim 23 kişi.
Kiminde çay…
Kiminde gözleme…
Kiminde mahcup bir gülüş…
Kiminde “Biraz uzadık biz” bakışı.
O an, içimden geçen ilk cümle:
“Allah’tan hepiniz bir aradasınız.”
Çünkü itiraf ediyorum;
Kaybetmek değildi en çok korktuğum…
Dağılmalarıydı.
Hepsi aynı sobanın başındaydı.
Aynı hikâyenin içinde.
Aynı sıcaklığın etrafında.
“Bazen kaybolmak, bir topluluğu birbirine daha sıkı bağlar.”
Dönüş
Otobüse döndüğümüzde kimse kimseyi suçlamadı.
Kimse gerilimi büyütmedi.
Sarılmalar oldu, gülüşmeler oldu.
O gün ilk kez gelenlerin çoğu, yıllarca bizimle yürüdü.
Ve işte tam o gün,
90 kişi
ilk kez gerçekten bir ekip oldu.
Bugün
Bugün üzerinden 9 yıl geçti.
10. yılına gidiyoruz.
Biz o günü hâlâ anlatıyoruz.
Kaybolan 23 kişiyi değil…
Bulunan birlik duygusunu.
Belki de o gün kaybolmak zorundaydık.
Belki kaybolmasaydık,
birbirimizi hiç böyle bulamayacaktık.
Son Söz
Doğada her kayboluş, insanın kendine doğru attığı bir adımdır.
Yeter ki, yanındaki insanları kaybetmeden bulmayı bilebilesin.

Fotoğraf; ‘Kaybolanlar ekibi 6 Kasım 2016’
Ali Kemal Kol
Rota Gezi Kulübü – Eski Günlerin Hatırası – 2016 → 2025

Bir yanıt yazın