O dağ senin, bu bayır benim diye diye parkurlar arasında geçmiş bir yaşam ve yürünmüş yüzlerce patika yollar. Yeni bir oluşum ve yeni bir heyecan ile çıktığım bu yolda, kesifdefteri.com blog’da ilk yazımla sizlerin karşısında olmanın tatlı heyecanı içerisindeyim. Kuruculuğunu ve ekip liderliğini yaptığım Rota Gezi Kulübü ile 12 yıl boyunca bir çok doğa yürüyüşü, bir o kadar da kültür gezisi etkinlikleri düzenledim. Özellikle Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Bursa ve Yalova gibi bölgelerin birçok yaylalarında defalarca kez çadır kampı etkinliklerine imza attım.
Ben yolda olmayı seçtiğim günden beri adımlarımın çoğu doğaya çıktı. Tüm bu zaman diliminde birbirinden keyifli kültürel şehir turları da düzenleyerek hayatımda değişim ve gelişim olarak bu yolda olmaktan her zaman keyif aldım.
Daha kurumsal bir yapıda olmak ve deneyimlerime daha fazlasını katmak için yine kuruculuğunu yaptığım Albatros Doğa Sporları ve Dağcılık Kulübünün de bir dönemlik başkanlığını yaptım.
Gezgin olmanın yanında gördüklerimi ve tecrübelerimi bu yıllar içinde sürekli kaleme aldım. Yerel ve ulusal yayın organlarında bu alanlarda köşe yazıları yazarak okurlara bu duyguları anlatmaya çalıştım. Bundan sonraki amacım ise kesifdefteri.com sitesinde dünü, bugünü ve yarınları kaleme alarak okurlara elimden geldikçe, dilim döndükçe bu alanlarda ilham olmak.
Beton bloklar arasına sıkışıp kaldığımız şu koca dünya da herkesin içinde ve hayallerinde bir kasabaya, köye, doğaya, ormana yerleşme hayalleri vardır hiç kuşkusuz. Gri ve siyahtan öteye geçmeyen şehir renkliliği arasında ve o korkunç koşuşturmaca da hepimizin kaybolduğu da bir gerçek. Herkesin kendi yaşantısında tıkanıp kaldığı ya da rutine bağladığı dönemler olabiliyor. Geçim derdine düşmüş insanoğlu olarak kendimize ne kadar vakit ayırıyoruz mesela?
Bir karmaşa için de geçip giden ömrümüz de hep birlerini tatmin etmek ve onların daha iyi şartlar da yaşaması için büyük bir yarış halinde değil miyiz?
Peki, sen kendin için ne yapıyorsun?
Şu an da; ‘’vakit mi var’’ dediğini duyar gibiyim.
Gün ikimize de aynı saat de doğmuyor mu?
Ya da aynı karanlığa beraber göz kapatmıyor muyuz?
Bahaneleri bırakın derim, kendinize vakit ayırın! Bugün kendine ayırmadığın vakti bir başkaları mutlaka bir yerlerde kendilerine ayırıyordur ve düşün ki bu senin onlar için hunharca çalışmaların sonunca oluşuyor biliyorsun değil mi?
Ya da başka bir şekilde anlatayım bunu ne dersin?
2020 yılında hayatımıza giren ve hala hayatımız da birçok şeyi yerine oturtamadığımız koronalı günleri, haftaları, ayları hatırlasana. Evlere hapsolmuş bedenler, psikolojik bunalıma girmiş ruh halleri. Kapıya bile çıkmanın ne kadar değerli olduğunu anladığımız o günlerden bahsediyorum. Yeşile, ağaca, iki kuş sesine hasret kaldığımız o sıkıcı ve bunaltıcı günler. Balkona çıktığımız da uçan kuşları kıskandığımız, esen rüzgârın ritminde dans eden ağaç yapraklarının verdiği huzurdan bahsediyorum.
Yoksa unuttunuz mu o günleri?
İşte her şey tam olarak da burada başlamalı, zaman denilen şey andan ibaret değil miydi? Bu zamanı kendine ayır doğaya çık, yürüyüş yap, kamp kur doğayı tanı onunla iletişim kur. İnan bana, bu hayatta tek pişman olmayacağın şey tam olarak doğanın kalbi olacaktır.
Gerek bireysel deneyimlerim, gerekse yıllarca yapmış olduğum ekip liderliğimdeki yıllarda yaşanılan ve tecrübelerimden bahsetmeye çalışacağım sizlere. Böylelikle Kesifdefteri.com ‘da sizi orman yürüyüşlerine, kanyon geçişlerine, inziva ve grup kamplarına götüreceğim.
Unutma; ‘’bu senin hikâyen, çöplüğe de çevirebilirsin gül bahçesine de’’

Comments (1)
Ali yavaşsays:
Kasım 29, 2024 at 3:31 pmEvet kendini sev Doğayı sev birazcık kendin için yaşa