Press ESC to close

Bir Hafta Sonra Aynı Patikada, Bambaşka Bir Hikâye

Geçtiğimiz hafta bu parkuru keşfederken hava gerçekten çok güzeldi. Ormanın içinden geçerken kuru patikalara, taşlara ve kayalara basarak ilerlemiş, derelerin bazı bölümlerinden geçerken neredeyse hiç suyla karşılaşmamıştık.

Bugün ise yine güzel bir havada, bu kez 30 kişilik bir ekiple aynı parkura geri döndük.

Ama doğa, geçen haftadan bu yana bize küçük bir sürpriz hazırlamıştı.

Hafta boyunca yağan yağmurlar, geçen hafta kuru gördüğümüz dereleri bambaşka bir hale getirmişti.

İşte bugün yürüdüğümüz 11 kilometrelik parkurun hikâyesi de biraz burada başladı.

Geçen hafta kuru olan dereler, bugün bambaşka akıyordu

Sabahın erken saatlerinde belirlediğimiz duraklardan katılımcı arkadaşlarımızı toparladıktan sonra saat 09.00’da Sevindikli Köyü kahvesinde buluştuk.

Sabahın serinliğinde, köy kahvesinde dumanı tüten sıcak çaylarımızı söyledik. Yanımızda getirdiğimiz kahvaltılıkları çıkarıp hep birlikte kahvaltımızı yaptık. Yaklaşık bir saat süren bu molanın ardından yürüyüşümüzün başlangıç noktası olan Kutluca Köyü’ndeki Taş Köprü’ye doğru hareket ettik.

Geçen hafta burada keşif yürüyüşümüzü yaptığımızda parkurun bazı bölümlerinde su neredeyse yok denecek kadar azdı. Açıkçası bugün de çok farklı bir tablo beklemiyorduk.

Çünkü geçen hafta bu bölümlerden kuru orman zemini, taşlar ve kayaların üzerinden rahatlıkla geçmiştik.

Fakat doğanın kendi planı vardı.

Hafta boyunca yağan yağmurlar özellikle Çoban Geçidi Kanyonu’ndaki su seviyesini ciddi şekilde yükseltmişti. Bazı geçişlerde su, yer yer diz kapağı ile bel arasındaki seviyelere kadar ulaşmıştı.

Geçen hafta “Buradan rahat geçeriz.” dediğimiz yerlerde bugün durup geçiş planı yapmak zorunda kaldık.

Ve trekkingin güzel tarafı da biraz burada ortaya çıktı.

Çünkü böyle anlarda önemli olan kimin daha hızlı geçtiği değil, birbirine ne kadar destek olduğu.

Arkadaşlarımızın bazılarını dere geçişlerinde karşıya geçirirken birbirimize destek olduk. Kimi zaman el uzattık, kimi zaman birbirimizi tuttuk, kimi zaman da en güvenli geçiş noktasını birlikte aradık.

Bugün parkur bize bir kez daha şunu hatırlattı;

Aynı patika, iki farklı günde iki farklı hikâye anlatabilir.

Bazen yol açmak da yürüyüşün bir parçasıdır

Parkurun sadece suları değildi bugün değişen.

Bazı bölümlerde dikenler ve devrilmiş ya da yolu kapatan ağaçlar patikaların geçişini zorlaştırmıştı. Bu noktalar yürüyüşün temposunu düşürse de ekip olarak yine birlikte hareket ettik.

Burada özellikle Halil İbrahim ve Mehmet abiye ayrı bir parantez açmak istiyorum.

Ekibim adına ikisine de gerçekten teşekkür ederim.

Patikanın kapandığı yerlerde öne geçip iz açılması konusunda ciddi destek verdiler. Dikenlerin ve dalların kapattığı bölümlerde yolun yeniden kullanılabilir hale gelmesi için emek verdiler. Bazen bir yürüyüşün görünmeyen kahramanları vardır.

Bugün o emeği veren arkadaşlarımızdan ikisi onlardı.

Bir trekking ekibinin gücü sadece yürüyen kişi sayısıyla ölçülmüyor.

Birbirinin yükünü ne kadar paylaştığıyla ölçülüyor.

30 kişi, tek bir ekip

Bugünkü yürüyüşte öncü lider olarak Sinan, artçı lider olarak da ben görev aldık.

30 kişilik kalabalık bir ekipte parkurun değişen şartlarına rağmen güzel bir uyum yakaladık. Önde yürüyen arkadaşımız arkadakini düşündü, arkadaki grubun temposu öndekine göre şekillendi. Dere geçişlerinde birbirimize destek olduk.

Ve en önemlisi, bunu bir telaşa dönüştürmeden yaptık.

Parkurun içerisinde belirlediğimiz ara molalarda termoslarımızdaki çay ve kahvelerimizi çıkardık. Yanımızda getirdiğimiz küçük atıştırmalıklarla enerjimizi yeniledik.

Bir tarafta ormanın sessizliği, diğer tarafta sohbetler…

Eski katılımcı dostlarımızla yeniden bir araya gelirken, bugün ilk kez bizimle yürüyen arkadaşlarımızla da tanıştık.

Bir yürüyüşün sonunda geriye sadece kilometre kalmıyor.

İnsanlar birbirini tanıyor, sohbetler çoğalıyor, yeni dostlukların temeli atılıyor.

Bazı yollar ayaklarımızı değil, birbirimize olan güvenimizi ölçer.

Bugün de böyle bir gündü.

Keşiften yürüyüşe

Geçtiğimiz hafta bu parkuru dört kişiyle keşfederken önümüzde nasıl bir yol olduğunu anlamaya çalışıyorduk.

Nereden başlayacağız?

Hangi patikadan ilerleyeceğiz?

Dere geçişleri nerede?

Kanyonda hangi bölümler daha dikkatli yürümeyi gerektiriyor?

Bunların hepsini görmek için yürümüştük.

Bugün ise aynı yerlere 30 kişiyle geri döndük.

Geçen hafta kuru gördüğümüz derelerin bugün yükselen sularına karşı birlikte mücadele ettik. Geçen hafta açık olan bazı patikalarda bugün dikenlerin ve dalların arasından yeniden iz açtık.

Yani aslında bugün sadece keşfettiğimiz bir parkuru tekrar yürümüş olmadık.

Bir hafta önce tanımaya çalıştığımız parkurun değişen şartlarına birlikte uyum sağladık.

Bence bir parkuru gerçekten tanımak biraz da budur.

Gün Elbizli’de tamamlandı

Yaklaşık 11 kilometrelik parkurumuzu, molalarımızla birlikte yaklaşık 7 saatte tamamladık.

Ormanın içinden geçtik, derelerin yanından ilerledik, yükselen suların içinden geçtik, bazı yerlerde patikayı kapatan diken ve dallarla uğraştık.

Ama bütün bunların sonunda güzel bir yürüyüşü tamamladık.

Parkurun finalinde Elbizli Köyü’ne ulaştığımızda günün son molasını köy kahvesinde verdik.

Sabah Sevindikli Köyü’nde sıcak çayla başlayan gün, Elbizli’de yine sıcak çay eşliğinde sona erdi.

Yorgunduk ama yüzlerde güzel bir günün verdiği o tanıdık ifade vardı.

Çünkü bugün sadece 11 kilometre yürümemiştik.

Birlikte hareket etmiş, birbirimize destek olmuş, yeni insanlarla tanışmış ve geçen haftaki bir keşfi bugün güzel bir yürüyüşe dönüştürmüştük.

Bazı yürüyüşler kilometreleriyle hatırlanır.

Bazıları manzaralarıyla…

Bazıları ise kimlerle yürüdüğünüzle.

Geçen hafta bu yolu keşfetmiştik.

Bugün ise o yolun içine hep birlikte yeni bir hikâye bıraktık.

Ve hikâye usulca devam ediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir