Bu yıl biraz geç gelse de İlkbahar’ın kokusunu almak, doğanın uyanışına yerinde şahit olmak paha biçilemez bir duygu.
Her mevsimi bir başka güzel olan coğrafyamızda İlkbahar’a ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Gece ve gündüz sürelerinin eşitlendiği, doğanın kendini yeniden canlandırdığı çiçek kokulu mevsimi çok özlemiştik.
Yağan son kar tanelerinin erimesi ve çiçeklerin açmasıyla doğa yeniden canlanmaya başladı. Ağaçların yeşermeye başlaması ve hayvanların kış uykusundan uyanmasıyla doğada yeni bir dönem böylelikle başlamış oldu.
Doğanın yenilenme süreci hiç kuşkusuz insanlar içinde çok önemlidir. Gün ışığının artması ve hava sıcaklarının yükselmesiyle birlikte insanlar üzerindeki olumlu etkileri de ortaya çıkmaya başlıyor. Böylelikle insanlar kendini daha enerjik hisseder ve açık havada daha fazla vakit geçirme isteği artar.
Doğa severlerin, kampçıların ve trekking tutkunlarının ilk adımı olarak kabul edilen ilkbahar mevsimi yolu gözlenen bir dönemdir. Böylelikle şehir hayatındaki kaotik yaşama bir müddette olsa insanlar ara verir.
Doğa Seni Çağırıyor;
Beton bloklar arasına sıkışıp kaldığımız şu koca dünya da herkesin içinde ve hayallerinde bir kasabaya, köye, doğaya, ormana yerleşme hayalleri vardır hiç kuşkusuz. Gri ve siyahtan öteye geçmeyen şehir renkliliği arasında ve o korkunç koşuşturmaca da hepimizin kaybolduğu da bir gerçek. Herkesin kendi yaşantısında tıkanıp kaldığı ya da rutine bağladığı dönemler olabiliyor.
Geçim derdine düşmüş insanoğlu olarak kendimize ne kadar vakit ayırıyoruz?

Bir karmaşa için de geçip giden ömrümüz de hep birlerini tatmin etmek ve onların daha iyi şartlar da yaşaması için büyük bir yarış halinde değil miyiz?
Peki, sen kendin için ne yapıyorsun?
Şu an da; ‘’vakit mi var’’ dediğini duyar gibiyim.
Gün ikimize de aynı saat de doğmuyor mu?
Ya da aynı karanlığa beraber göz kapatmıyor muyuz?
Bahaneleri bırakın derim, kendinize vakit ayırın..!
Bugün kendine ayırmadığın vakti bir başkaları mutlaka bir yerlerde kendilerine ayırıyordur ve düşün ki bu senin onlar için hunharca çalışmaların sonunca oluşuyor biliyorsun değil mi?
Ya da başka bir şekilde anlatayım bunu ne dersin?
2020 yılında hayatımıza giren ve hala hayatımız da birçok şeyi yerine oturtamadığımız pandemi günlerini, haftaları, ayları hatırlasana. Evlere hapsolmuş bedenler, psikolojik bunalıma girmiş ruh halleri. Kapıya bile çıkmanın ne kadar değerli olduğunu anladığımız o günlerden bahsediyorum. Yeşile, ağaca, iki kuş sesine hasret kaldığımız o sıkıcı ve bunaltıcı günler. Balkona çıktığımız da uçan kuşları kıskandığımız, esen rüzgârın ritminde dans eden ağaç yapraklarının verdiği huzurdan bahsediyorum.

Yoksa unuttunuz mu o günleri?
İşte her şey tam olarak da burada başlamalı, zaman denilen şey andan ibaret değil miydi?
Kendine zaman ayır doğaya çık, yürüyüş yap, kamp kur doğayı tanı onunla iletişim kur. İnan bana, bu hayatta pişman olmayacağın tek şey doğada geçireceğin vakit olacaktır.
Sırt Çantanızı Hazırlayın;
Her ne kadar son yüzyılda şehirlere hapsolduysak da, binlerce yıllık evrimimiz doğanın bağrında geçti. Doğa yürüyüşünün insanın rutin bir faaliyeti olduğunu biz unuttuk, ama genlerimiz unutmadı. Bir anlığına gözlerini kapatıp kendini dinlediğinde duyacaksın ki, tüm hücrelerin seni doğa yürüyüşüne davet ediyor.
Hadi erteleme; en kısa zamanda kendini dışarı atmak için sırt çantanı hazırla.
İngilizce kökenli “Trek” fiilinden türeyen ve “yürüyüş” anlamına gelen bu kelimenin, her ne kadar, “göçmek”, “kağnı ile yol almak” gibi ikincil anlamları olsa da, günümüzde “yürüyerek yapılan uzun süreli yolculuk” anlamında kullanılır ve doğada yapılan sportif yürüyüş eylemini ifade eder. En kolay seviyeden, ekstrem parkurlara kadar farklı rotlarda doğa yürüyüşü yapılabilir. Dünyada bu sporla uğraşanların sayısı arttıkça parkur sayıları, kamp alanı imkanları, trekking malzemeleri çeşitleri de artış göstermekte.
Kendinize bir iyilik yapın ve doğanın yeni uyanmaya başladığı bu dönemde kendiniz için bir doğa takvimi oluşturun.
Kaosun içinden, samimiyetsiz topluluklardan uzaklaşıp gerçeğin ta kendine doğru yola çıkın…



Bir yanıt yazın