
Yaz aylarının en keyifli doğa yürüyüşü aktivitesi hiç kuşkusuz kanyon geçişleridir. Ülkemizde bu konuda oldukça güzel zenginliklere sahip. Bursa’nın İznik ilçesine bağlı Sansarak köyünde bulunan Sansarak kanyon’u da bu güzelliklerden sadece bir tanesi. Parkurun zorluk derecesi orta derecenin biraz üstünde olduğu kabul edilebilir. Yeni başlayanlar için önereceğim bir parkur asla değildir. İniş çıkışları, kayaların yüksekliği ve kayganlığı zorluğun yanında tehlikeyi de beraberinde getiriyor.
Daha önce Rota Gezi Kulübü olarak defalarca kez etkinlik düzenlediğim kanyonda farklı zamanlarda birkaç arkadaşımla beraber yürüdüğümde olmuştur.
Başlıkta okuduğunuz ”Zorlu Yürüyüş” konusunu aşağıda sizlere daha detaylı şekilde anlatacağım. Ama öncesinde bölge ve kanyon hakkında bilgiler vermek istiyorum.
Dediğim gibi Sansarak Kanyonu Bursa’nın İznik ilçesinde bulunuyor. Rahmetli Kemal Sunal’ın 1986 yapımlı Davacı filmi bu köyde çekilmiştir. Rol aldığı filmin o dönemlere ait olan görüntülerini bugünlerde de görmek mümkün. Eski yapısı, kerpiçten yapılan evler halen günümüzde aktif yaşam olarak sürmektedir.
Köye ulaşmak için İznik’e girmeden sol koldan ayrılan yolu ve Sansarak Köyü tabelalarını takip ederek gidebilirsiniz. Zeytin ve şeftali ağaçlarının arasından geçerek yükselen rakımla beraber muhteşem manzaraya sahip İznik Gölü’nü izlemeniz mümkün olacak. Yenilenen yol çalışmalarıyla birlikte köye rahatlıkla ulaşım sağlayabilirsiniz.
Kanyonda yürüyüşe başlamadan önce köy kahvesinde mola verin ve odun ateşinde demlenen çayın tadına bakın derim. Köy meydanı ile kanyonun başlangıç noktasına ulaşmanız için ortalama 4 kilometre daha yol gitmeniz gerekiyor. Grup gezileri düzenlediğim dönemlerde ekibi köyün meydanında indirip köyün içinden geçerek kanyona kadar yürüyorduk. Bu kanyon kişilerin ve ekip liderlerinin seçimine göre değişim göstermekte.

Buraya en son 3 arkadaşımla beraber temmuz ayının son demlerinde gittik. Güzel havayı fırsat bildiğimiz bir pazar sabahı kahvaltımızı
yaptıktan sonra kanyonun serin sularına bıraktık kendimizi. Her ne kadar ben ve yanımdaki arkadaşlarım birçok parkur konusunda tecrübeli olsak da bazen işler yolunda gitmeyebiliyor ve sizi zorlu bir gün bekliyor olabilir.
Bugün de oldukça zorlu bir gündü diyebilirim.
Keyifle başladığımız kanyon yürüyüşünün ilk kilometresinde oldukça eğleniyor, bunaltıcı havanın etkisinden kurtularak kendimizi kanyonda bulunan küçük çaplı şelalelerin içine bırakıyorduk. Kısa molalar ve iniş çıkışlarla geçen yürüyüşümüz, fotoğraf çekilmek için beklediğimiz bir anda arkadaşımız Özge’nin daha önceden devrilmiş olan ağacın gövdesi üzerinde poz verdiği sırada ayağının kaymasıyla birlikte yere düştü. Düştüğü yerde elinin, yüzünün ve kafasının darbe almayışına sevinirken sağ ayağında oluşan darbeyi gördüğüm de kırılmış olma ihtimalini göz önünde bulundurdum. Düştüğü yerden bir adım öteye bile gidemediğini gördüğüm an onu içinde bulunduğumuz kanyondan nasıl tahliye ederiz düşünceleri ile kendimi soru yağmuruna tuttum diyebilirim. Yanımdaki diğer arkadaşlarıma göre daha tecrübeli olduğumu düşünerek kanyondan çıkıp köye ulaşarak telefonla yardım istemem gerekiyordu. Ayağını düştüğü yerden bir adım öteye bile taşıyamadığı için onu oradan tahliye etmek hiç ama hiç kolay olmayacaktı bunu çok iyi biliyordum.
Telefon sadece kanyonda değil köyünde büyük bir bölümünde çekmediği için çeken bir nokta bularak köyün muhtarına bilgi verip 112 ile iletişime geçtim. Kendilerine bulunduğumuz bölgeyi ve yaşanılan durumun detaylarını bildirdim. Ama arkadaşımızın o kanyondan ilk yardım ekibiyle (ambulans gibi) tahliye edemeyeceğimizi, durumun Akut ve Afad gibi bilgili kurumlara bilgilendirmelerini istedim.
Geçen zaman diliminde bekleyenler için zaman çok uzun gelir bunu iyi bildiğim için köyden tekrar kanyona gidip aynı yolları bir daha yürüyerek arkadaşlarımın yanına ulaştım. Onlara bu sürecin biraz uzayacağını ama bir şekilde kanyondan çıkacağımızı anlattım. Bir yandan yardım ekibini beklerken diğer yandan yanımızda getirdiğimiz yemekleri tüketip gücümüzü topladık.
Soğuk su ile darbe alan ayağın şişliğini indirmiş bir nevi ilk müdahaleyi orada yapmıştık. Yanımızda bulunan ağrı kesici ile de bir nebze olsun ağrıyı dindirmiştik. Bir müddet yanlarında bekledikten sonra gelebilecek yardım ekibini doğru yönlendirmek için kanyondan çıkmam ve yardım ekibini kazanın yaşandığı bölgeye ulaştırmam gerekiyordu. Tekrar aynı güzergâhtan yürüyerek kanyondan çıktım. Kanyonun girişine jandarma, ambulans ekibi ve itfaiye görevlileri gelmişti. Onlara durumu anlattıktan sonra tekrar kanyona girmemiz gerektiğini zorlu bir su geçişi ile arkadaşlarımın yanına ulaşmamız gerektiğini söyledim. Ambulans ekibinde bulunan görevliler, oraya ulaşmalarının kendilerinin görevi olmadığını, biz kazazedenin ilk yardımına müdahale edebilmemiz için kanyondan çıkartılması ve aracımızın yanına getirilmesi gerektiğini söyledi. Bunun kolay olmayacağını Afad ve Akut’un bu yüzden gelmesi gerektiğini dile getirdim birçok defa.

Jandarma ekibinin çağrıları ile yola çıktığını öğrendiğim kurtarma ekibinin bize ulaşmasının da zaman alacağını biliyorduk. Arkadaşımızı oradan tahliye etmemiz için bir zaman yarışına girmemiz gerekiyordu. Çünkü kurtarma ekibinin içinde bulunduğumuz yere ulaşması oldukça uzun bir zaman alacaktı. Bu sebeple jandarma ekibindeki arkadaşlar ve itfaiye ekibindeki arkadaşlar ile birlikte aldığımız sedyeyle kanyona girdik. Kazanın yaşandığı yere ulaşana kadar ekiplerin kafasında geldiğimiz bu yolu sedyede bir hastayı taşıyarak nasıl çıkartacağız soruları dönüyordu.

Sonunda arkadaşlarımın yanına ulaşmıştık. Özge’nin durumu her ne kadar iyi gibi görünse de her geçen
zaman diliminde ağrısı artmaya başlayacaktı. İyi bir ekip uyumuyla sedyeye bağladığımız arkadaşımızı her ne kadar zor olsa da birkaç saatlik mücadelenin sonucunda kanyondan tahliye ettik. Yapılan ilk yardımın ardından İznik Devlet Hastanesi’ne sevki yapıldı. Burada çekilen film sonucunda ayağında kırık olduğu tespit edildi.
Nihayetinde zorlu bir gündü.
Sonrasında Özge başarılı bir ameliyatın sonucunda birkaç gün sonra taburcu edildi ve sağlığı şükürler olsun iyi durumda.
Burada anlatmak istediğim konu, iyi bir yürüyüşçü olmak diye bir şey yok. Tedbirli olmak da her zaman fayda el vardır elbette ama bazen de şansızlıklar ile karşılaşabilirsiniz. Bu yaşanan durum yürürken veya iniş çıkış yaparken değil fotoğraf çekilirken tuttuğu dalın kırılma sonucunda olduğunu da bilmemiz lazım.
Ayrıca öyle yüksek de bir yer değil sadece 1 metrelik bir yükseklikti. Fakat bu gibi durumlarda soğukkanlı kalmak, çözüm yolu arayıp içinde bulunduğunuz durumu en iyi şekilde değerlendirmek gerekiyor. Bugünü böyle gelip geçici bir sağlık problemiyle atlatmış olabiliriz ama daha ağır tablolar ile karşılaşılabileceği de bir gerçek.
O gün bizim içinde bir tecrübe oldu. Süreç her ne kadar zorlu olsa da içinde bulunduğumuz durumdan kurtulup en az hasar ile günü tamamlasak da öğrenmemiz gereken birçok şeyin daha olduğunu anlamış olduk. Bu gibi yerlere gittiğinizde çantanızda mutlaka ihtiyaç olabilecek malzemeleri bulundurun. Ve en önemlisi yanınızdaki arkadaşlarınıza güvenin.
Hayat her alanda tecrübelerden ibarettir…

Comments (1)
Ali yavaşsays:
Kasım 22, 2024 at 4:57 am👏👏👏👏👏👏👋