
Bir trekking etkinliğine katılanlar genellikle işin görünen kısmını bilir. Sabah belirlenen noktada buluşulur, araç hareket eder, parkura ulaşılır ve yürüyüş başlar. Gün sonunda da herkes güzel fotoğraflarla ve unutulmayacak anılarla evine döner.
Peki ya işin görünmeyen tarafı?
Katılımcılar için bir günlük etkinlik olan trekking, ekip lideri için çoğu zaman günler öncesinden başlar. Çünkü doğaya insan götürmek, sadece bir rota belirlemekten ibaret değildir. O gün yürünecek parkurun durumu, hava tahminleri, ulaşım planı, mola noktaları, su kaynakları, olası riskler ve katılımcı profili gibi birçok detay önceden değerlendirilmek zorundadır.
Katılımcılar için trekking, sabah başlayan bir etkinliktir. Trekking lideri için ise günler öncesinde başlayan bir sorumluluktur.
Yıllardır doğa yürüyüşleri düzenliyorum. Bu süreçte bana en çok sorulan sorulardan biri şu oldu:
“Bu kadar insanı doğaya götürmek zor olmuyor mu?”
Aslında yürümek zor değil. Zor olan, yürüyüş başlamadan önce onlarca farklı ihtimali aynı anda düşünmek. Çünkü doğa, her zaman planladığınız gibi davranmaz.
Bir parkuru seçtiğinizde sadece uzunluğuna ya da manzarasına bakmazsınız. Son günlerde yağış olmuş mu? Dere geçişleri güvenli mi? Patikada devrilen ağaç var mı? Telefonun çekmediği noktalar neresi? Acil bir durumda en yakın sağlık kuruluşuna ne kadar sürede ulaşılabilir? Araç park yeri uygun mu? Grupta ilk kez doğa yürüyüşüne katılacak kişiler var mı?
Bütün bu soruların cevabını etkinlik başlamadan önce bulmanız gerekir.
Çünkü doğada sürprizleri tamamen ortadan kaldıramazsınız ama hazırlıklı olabilirsiniz.
Etkinlik sabahı ise birçok kişi evinden sadece sırt çantasını alıp çıkar. Lider için sabah çok daha erken başlar. Telefonlar peş peşe çalmaya başlar.
“Hocam biraz geç kalacağım.”
“Toplanma noktasını tekrar atabilir misin?”
“Hava serin mi, ince mont yeterli olur mu?”
“Batonum yok, sorun olur mu?”
Henüz otobüs hareket etmeden onlarca küçük ayrıntı çözülmüş olur. Katılımcılar bunların çoğunu fark etmez. Zaten fark etmeleri de gerekmez.
Çünkü ekip liderliği biraz da görünmeyen sorunları, kimse hissetmeden çözebilmektir.
Yürüyüş başladığında ise işin en önemli kısmı başlar.
İnsanlar genellikle liderin sadece önde yürüdüğünü düşünür. Oysa gerçek bundan çok farklıdır.
Lider bazen en önde yürür, bazen grubun ortasında, bazen de en arkada kalır. Çünkü önemli olan ilk yürüyen kişi olmak değildir. Önemli olan, grubun hiçbir zaman dağılmamasını sağlamaktır.
Bir yandan parkuru takip ederken diğer yandan insanları izlersiniz.
Kim normalden sessiz?
Kim temposunu kaybetmeye başladı?
Kim su içmeyi unuttu?
Kim yorulduğunu söylemek istemiyor?
Yıllar içinde şunu fark ettim; insanlar çoğu zaman yorgunluklarını kelimelerle değil, yüz ifadeleriyle anlatıyor.
Bir etkinlikte katılımcılarımızdan biri yanıma gelip, “Hocam biraz nefesim daralıyor ama idare ederim.” demişti.
Aslında cümlesi kısaydı ama yüzü çok daha fazlasını anlatıyordu.
Hemen kısa bir mola verdik. Suyunu kontrol ettik, biraz dinlendik ve yürüyüş temposunu düşürdük. Belki grubun büyük kısmı bunun nedenini anlamadı. Hatta belki fark bile etmedi.
Ama bazen tek bir kişinin kendini iyi hissetmesi, planlanan programın tamamlanmasından çok daha önemlidir.
Doğada en doğru karar, her zaman planlanan rotayı tamamlamak değildir. Bazen doğru karar, zamanında geri dönmektir.
Bir başka etkinlikte ise hava tahminleri gün boyunca açık görünüyordu. Parkurun son bölümüne yaklaşırken uzaktaki bulutların renginin değişmeye başladığını fark ettim. Hafif bir rüzgâr çıkmıştı ve havadaki nem bir anda değişmişti.
Telefon uygulaması hâlâ güneş gösteriyordu.
Ama doğa bazen uygulamalardan daha doğru konuşur.
Rotayı biraz kısaltmaya karar verdik. Otobüse bindikten yaklaşık yirmi dakika sonra yağmur başladı.
O gün arkadaşlarımızdan biri gülerek, “Ne kadar şanslıymışız.” dedi.
Ben ise içimden “Bu şans değildi.” diye geçirdim.
Bu, yıllar içinde doğayı ciddiye almanın kazandırdığı küçük bir tecrübeydi.
Bazen insanlar liderliğin sadece yolu bilmek olduğunu düşünür.
Oysa liderlik; doğru zamanda doğru kararı verebilmektir.
Bazen zirveye çıkmamak…
Bazen geri dönmek…
Bazen de herkes daha manzarayı izlerken saati kontrol etmektir.
Çünkü dönüş yolunu da düşünmek zorundasınızdır.
Bir başka ayrıntı ise ekip ruhudur.
Doğada herkes aynı fiziksel seviyede olmaz. Kimi yıllardır yürüyordur, kimi ilk kez trekking ayakkabısı giymiştir. İşte tam bu noktada liderin görevi sadece yürümek değil, grubu birlikte yürütmektir.
Hiç unutmam, ilk kez trekkinge katılan genç bir arkadaşımız vardı. Dik bir inişte birkaç kez durdu. Herkes aşağıya inmeye devam ederken onun gözlerindeki tereddüdü fark ettim. Yanına gidip acele etmemesini söyledim. Birkaç küçük teknik anlattım ve birlikte indik.
Etkinlik sonunda yanıma gelip “Ben bu parkuru tamamlayamayacağımı düşünüyordum.” dedi.
İşte o gün anladım ki bazen insanlar kilometre değil, özgüven kazanıyor.
Lider, grubun en önünde yürüyen kişi değil; gerektiğinde grubun temposunu, güvenliğini ve moralini aynı anda yönetebilen kişidir.
Trekking liderliği yalnızca rota bilmek değildir.
İnsan tanımaktır.
Sorumluluk almaktır.
Bazen hiç konuşmadan bir arkadaşınızın yardıma ihtiyacı olduğunu anlayabilmektir.
Bazen de kimsenin fark etmediği küçük ayrıntıları önceden görebilmektir.
Ve ilginçtir…
Etkinlik bittiğinde katılımcılar için gün sona erer.
Fotoğraflar paylaşılır.
Teşekkür mesajları yazılır.
Güzel anılar konuşulur.
Ama ekip lideri için iş hâlâ devam eder.
Herkes evine ulaştı mı?
Otobüste unutulan bir eşya var mı?
Çekilen fotoğraflar düzenlenecek.
Bir sonraki etkinliğin parkuru kontrol edilecek.
Belki birkaç gün sonra yeni bir keşif yapılacak.
Çünkü trekking liderliği yalnızca hafta sonu yapılan bir görev değildir.
Aslında hiç bitmeyen bir hazırlık sürecidir.
Bütün bunları neden anlatıyorum biliyor musunuz?
Çünkü bazen doğada sadece yürüyen kişileri görüyoruz.
O yürüyüşün arkasındaki emeği ise fark etmiyoruz.
Oysa güzel geçen her etkinliğin arkasında saatlerce süren hazırlık, alınan onlarca küçük karar ve görünmeyen bir sorumluluk vardır.
Ben yıllardır doğada binlerce kilometre yürüdüm.
Birçok farklı parkur gördüm.
Sayısız insan tanıdım.
Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki doğa insana sadece yol göstermiyor; sorumluluk almayı, sabırlı olmayı ve gerektiğinde kendi planlarından vazgeçebilmeyi de öğretiyor.
Bugün geriye dönüp baktığımda, en çok hatırladığım şey çıktığım zirveler değil.
Birlikte yürüdüğümüz insanlar…
Paylaştığımız sohbetler…
İlk kez doğaya adım atan birinin yüzündeki heyecan…
Ve etkinlik sonunda otobüsten inerken duyduğum o cümle:
“Bir sonraki etkinlik ne zaman?”
İşte bütün yorgunluk o anda unutuluyor.
İyi bir trekking lideri, etkinlik sonunda yaptığı işi kimsenin fark etmemesini ister. Çünkü herkes sadece güzel bir gün yaşadıysa, görevini doğru yapmış demektir.
Bir trekking liderinin en büyük başarısı, zirveye ilk ulaşan kişi olmak değildir.
En büyük başarı; günün sonunda herkesin evine güvenle dönmesini sağlamak ve geriye sadece güzel anılar bırakabilmektir.
Çünkü insanlar yürüdükleri kilometreleri zamanla unutabilir.
Ama kendilerini güvende hissettikleri insanları kolay kolay unutmazlar.

Bir yanıt yazın